Görseldeki atasözlerini numaralandırıp başlık büyük, açıklama küçük harfle yazıyorum:
KASAP SEVDİĞİ POSTU YERDEN YERE VURURMUŞ: Kişi kendisine yakın hissettiği, sevdiği dost veya akrabasına karşı açık sözlü davranır. Onların iyiliği için, hatalarını yüzüne söyler. Bazen sert bazen de kırıcı konuşabilir.
KAYMAĞI SEVEN MANDAYI YANINDA TAŞIR: Sevdiği şeyden yoksun kalmak istemeyen kişi, onu sağlayacak araçları eli altında bulundurmalı ve bunun için gereken sıkıntılara katlanmalıdır.
KAYNAYAN KAZAN KAPAK TUTMAZ: İçin için büyüyen bir olay, bir duygu, çok geçmeden patlak verir.
KAZ GELECEK YERDEN TAVUK ESİRGEMEZ: Büyük çıkar sağlanan yerden ufak tefek özveriler esirgenmemelidir.
KEÇİ NEREYE ÇIKARSA OĞLAĞI DA ORAYA ÇIKAR: Büyüklerin tuttuğu yol küçüklere örnek olur.
KEDİ ULANAMADĞI CİĞERE PİS DER: Kişi, elde edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi görünür.
KEL ÖLÜR, SIRMA SAÇLI OLUR; KÖR ÖLÜR, BADEM GÖZLÜ OLUR: İnsan, abartmayı seven bir varlıktır. Bundan dolayı kişi, elinden giden basit, kusurlu birçok şeyi çok önemli, çok güzelmiş gibi anlatır.
EL, ELİN AYNASIDUR: İnsanlar birbirinin durum ve davranışını izlerler, onun için birbirlerinin özelliklerini iyi bilirler.
ELDEKİ YARA, YARASIZA DUVAR DELİĞİ: Bir kimsenin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez; üzüntü içinde olan o değil ki.
EŞEĞİN KUYRUĞUNU KALABALIKTA KESME; KİMİ UZUN DER, KİMİ KISA: Kimseyi ilgilendirmeyen önemsiz bir işini, herkesin düşüncesini bildirmesine meydan verecek biçimde yapmaya kalkarsan her kafadan bir ses çıkar; hangisine uyacağını şaşırırsın. Böyle işleri kendi kendine karar verip yapmalısın.
ET TIRNAKTAN AYRILMAZ: Çok yakın akrabalar arasındaki bağ, aralarında ne kadar anlaşmazlık çıkarsa çıksın, kolay kolay kopmaz.
ETLE TIRNAK ARASINA GİRİLMEZ: Ana baba ile çocuklar ve yakın akrabalar arasındaki anlaşmazlıklara, tartışmalara karışmak doğru değildir, onlar sorunlarını kendileri çözümlerler.
EV ALMA, KOMŞU AL: Ev alacak kimse için komşular evden daha önemlidir. Komşular kötü ise, en güzel bir evde bile rahat oturulamaz.
EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAZ: Planlanan durumlar her zaman istenildiği gibi olmayabilir.
FAZLA AŞ, YA KARIN AĞRITIR YA BAŞ: Her şeyin fazlası zarardır.
FAZLA MAL GÖZ ÇIKARMAZ: Fazla mal kişiye zarar vermez. Bundan dolayı elden çıkarılmamalıdır.
FUKARANIN TAVUĞU TEK TEK YUMURTLAR: Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı, ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler.
GENÇLİKTE TAŞ TAŞI, KOCALIKTA YE AŞI: İnsan gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir. Çünkü ihtiyarlayıp gücünü yitirdiği çalışmadığı dönemde ona ihtiyaç duyacaktır. Elinde olduğu için de rahat yaşayacaktır.
GERGİN İP ÇABUK KIRILIR: Gergin ip esneme payı fazla kalmadığından biraz zorlamayla kopuverir. Önemli önemsiz olaylara kafayı takıp, sinirli ve gergin bir yaşantı süren kişiler de sağlıklarını kısa sürede yitirirler.
GÖNÜL BİR SIRÇA SARAYDIR, KIRILIRSA YAPILMAZ: Bir kimsenin, hele dostlarımızın, gönlünü kırmamaya dikkat etmeliyiz. Kırılan gönül kolay kolay onarılamaz. Bu yüzden, eski dostluk bir daha o içtenlikle yenilenemez. Gönül ferman dinlemez: En yüksek yerden yasak emri de gelse gönül sevdiğinden vazgeçmez.
GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR: Güzellik anlayışı kişiye göre değişir.
GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ: Açıkça belli olan bir durumu açıklamak gerekmez, o yeterince açıktır.
GÖZ GÖRMEYİNCE GÖNÜL KATLANIR: Yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz.
GÜLÜ SEVEN DİKENİNE KATLANIR: İnsan, sevdiği kimse ya da iş yüzünden gelecek sıkıntılara dayanır.
GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR: Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ: Herkesin bildiği, apaçık bir gerçek yalan yanlış sözlerle değiştirilemez, örtbas edilemez.
GÜNEŞ GİRMEYEN EVE DOKTOR GİRER: Ev, güneş almalıdır. Güneş, vücudu güçlendirir, birçok mikrobu öldürür, birçok hastalığa iyi gelir. Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz.
GÜVENME VARLIĞA, DÜŞERSİN DARLIĞA: İnsan, varlıklı durumuna güvenerek har vurup harman savurmamalı, tutumlu olmalıdır. Buna dikkat etmeyen kişi, işlerin iyi gitmediği ve çalışamadığı zamanlarda darlığa düşer.
GÜZÜN GELİŞİ YAZDAN BELLİDİR: Başlangıç ve gidişat bir işin nasıl sonuçlanacağı konusunda aşağı yukarı bir fikir verir. İyi başlamayan, sürekli aksayan, aksiliklerden bir türlü kurtulamayan işin olumlu sonuçlanacağı pek düşünülemez.
HAK DEYİNCE AKAN SULAR DURUR: Anlaşmazlıklarda doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü, eleştirisi kalmaz.
HASTA OLMAYAN SAĞLIĞIN KADRİNİ BİLMEZ: İnsan hasta olup ağrılar, sızılar içinde kıvrandıktan sonra hasta olmadığı zamanki durumunun değerini gereği gibi anlar.
HASTAYA BAKMAKTAN HASTA OLMAK YEĞDİR: Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
HAYIRLI KOMŞU, HAYIRSIZ AKRABADAN İYİDİR: İnsana en yakın olan kimseler her zaman akrabaları değildir. Nice akrabalar vardır ki, uzakta yaşar ve bize her zaman ulaşamazlar. Kimileri de vefasız olabilir. Oysa ilgi ve iyiliklerini bizden esirgemeyen komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır. Her ağacın meyvesi olmaz: Dıştan verimli gibi görünen herkes verimli olmaz.
HER ÇOK AZDAN OLUR: Çok dediğimiz şeyler, azların birikmesiyle meydana gelmiştir. Çoğu elde etmek için azları...